Böbrek Taşı Nasıl Kırılır?
“Murat’ın babası bazı şikâyetlerinden dolayı yaptırmış olduğu tetkikler sonucunda
böbreğinde taş oluştuğunu öğrenir. Doktoru taşın kırılması gerektiğini söyler.” Öğrencilere
“Sizce böbrekteki taş nasıl kırılabilir?” sorusu yöneltilir. Öğrenci cevapları alınır. Daha sonra
Şekil 1 gösterilerek günümüzde böbrek taşlarının yaygın olarak bu tür makinelerle kırıldığı
söylenir. “Şekil 1’deki bu makinenin çalışma ilkesini tahmin edebilir misiniz?” diye sorulur.
Ayrıca bu makineyle operasyon yapılırken cerrahi müdahaleye (açık ameliyat) gerek olup
olmayacağı konusunda öğrenci fikirleri alınır.
Şekil 1’e bakarak öğrenciler fazla bir şey diyemiyorsa daha fazla ipucu vermek açısından taş
kırma seansının gerçekleştiği bir görüntü (Şekil 2) gösterilebilir. Öğrenci tahmin ve fikirleri
alındıktan sonra makinenin çalışma ilkesi ana hatlarıyla aşağıdaki gibi anlatılır.
Böbrek taşı kırma makinesinin (BTKM) 1980’de hizmete sunulmasından önce böbrek taşı
tedavisinde uygulanan tek yöntem açık ameliyat yapmaktı. Bu zamandan beri BTKM, böbrek taşı
tedavisinde üroloji doktorlarının tercih ettiği bir araç olmuştur. Açık ameliyat ve endoskopik
işlemlerle karşılaştırıldığında BTKM’nin vücuda minimum düzeyde olumsuz etkisi vardır. Ayrıca
hastalar anesteziye maruz kalmazlar.
BTKM’nin faydası, böbrek taşını böbrekte çok küçük parçalara ayırabilmesi ve bu
parçaların kendiliğinden idrar yollarından dışarı atılması şeklindedir. BTKM’nin oluşturduğu şok
dalgaları, vücutta bir nokta üzerine odaklanır.
Bu aşamada öğrencilere şok dalgasının ne olduğu ve ses ile ilişkisinin olup olamayacağı
sorulur. Öğrenci ön bilgileri alındıktan sonra sesin oluşumu ve nasıl yayıldığı, fen ve teknoloji
dersi ile 9. sınıf fizik dersine bağlantı yapılarak hatırlatılır. Ses dalgasının oluşturduğu sıkışma
ve genleşme bölgeleri Şekil 3 üzerinde gösterilir.
Jet uçakları üzerinden şok dalgasının oluşumu Şekil 4 eşliğinde
açıklanır. Uçağın her hızı için şok dalgasının oluşup
oluşmayacağı tartışılır. Bu bağlamda süpersonik kavramı
incelenir. Jet uçağının kendi çevresinde oluşturduğu bulutun
nedeni sorulur. Olayı daha somutlaştırmak için hız
motorlarının sudaki hareketinden kaynaklanan çemberlerin üst
üste binmesi sonucunda oluşan V şeklindeki dalgalarla
ilişkilendirme yapılır. Şok dalgası kulağa ulaştığında duyulacak
sesin şiddeti hakkında öğrenci fikirleri alınır. Bu kapsamda
sonik patlama olayı açıklanır. Daha sonra BTKM’nin
tanıtımına aşağıdaki gibi devam edilir.
Yumuşak dokular arasındaki yoğunluk farkının minimum olmasından dolayı şok
dalgaları, ihmal edilebilecek ölçüde enerji kaybı ile (yani vücuda zarar vermeden) vücutta ilerler.
Şok dalgasının akışkan ortamdan taş ortamına geçme anında oluşan yoğunluktaki göreceli büyük
fark, enerjinin büyük ölçüde taşa aktarılmasına neden olur. Bu enerji, taşın parçalanmasına yol
açar. Bu sürecin bu şekilde tekrarlanması, böbrek taşının sonunda çok küçük parçalara
ayrılmasına neden olur. Bu parçalar idrar ile genellikle ağrısız bir şekilde vücuttan atılır.
Bu aşamada öğrencilere “eğer şok dalgaları vücutta ilerlerken enerjilerinin büyük
kısmını vücuda iletselerdi bunun vücuda etkisi nasıl olurdu?” sorusu yöneltilir. Öğretmen
rehberliğinde tartışma yapılır ve cevaba ulaşılır. Daha sonra BTKM’nin tanıtımına aşağıdaki
gibi devam edilir.
BTKM dört ana bölümden oluşmaktadır. Bunlar; şok dalga üreteci (Şekil 1’deki 1 nolu
bölüm), odaklama sistemi (Şekil 1’deki 2 nolu bölüm), bağlantı mekanizması (Şekil 1’deki 3 nolu
bölüm), görüntüleme/yerini belirleme birimi (Şekil 1’deki 4 nolu bölümler).
Şok Dalga Üreteci
Şok dalgalar üç yolla oluşturulabilir. Bu yöntemler aşağıda kısaca açıklanmıştır.
Elektrohidrolik: İçi tamamen su dolu konteyner içine yerleştirilen bir elektrotun bir
tarafından diğer tarafına yüksek voltajlı elektrik akımı geçer. Enerji boşalımı, bir buharlaşma
baloncuğu oluşturur. Bu baloncuk giderek genişler ve aniden patlar. Böylece yüksek enerjili
basınç dalgası oluşturulur.
Piezoelektrik: Piezoelektrik etki, kristal yapıdaki cisimlerin kendilerine dışarıdan
uygulanan basınç sonucu elektrik üretmesidir. Curie kardeşler bunu ilk olarak 1880 yılında
gösterdiler. Sonraki yıl Gabriel Lippman, bu etkinin tersinirliğinin teorisini kurdu ve bu teori
sonradan Curie kardeşler tarafından doğrulandı. Piezoelektrik üreteci, bu tersinirlik etkisinin
faydasını kullanır. İçi tamamen su dolu konteyner içine yerleştirilen piezoelektrik seramikler veya
kristaller, yüksek frekanslı elektriksel atmalar yoluyla uyarılır. Bu uyarılmalar nedeniyle frekansı
yüksek olan titreşimler oluşur. Bu süreç, bir şok dalgasının oluşumu ile sonuçlanır.
Elektromanyetik: Elektromanyetik üreteçte yüksek bir voltaj, bir elektromanyetik bobine
uygulanır. Oluşan etki, hoparlörde oluşan etkiye benzerdir. Bu bobin, doğrudan veya ikinci bir
bobin vasıtasıyla hemen bitişiğindeki metalik zarda yüksek frekanslı titreşim oluşturur. Daha
sonra bu titreşimler, şok dalgaları oluşturması için dalganın ilerleyeceği ortama aktarılır.
Bu aşamada öğrencilere şok dalgasını veya daha genel anlamda ses dalgasını oluşturan
etkinin ne olduğu sorulur. Öğrencilerin her üç yöntemde de şok dalgalarının titreşim sonucu
oluştuğunun ve titreşimlerin de farklı yollarla oluştuğunun farkına varması sağlanır.
Odaklama Sistemi
Odaklama sistemi, üreteç tarafından oluşturulan şok dalgalarını eşzamanlı olacak şekilde
bir odak hacimde yönlendirme amacıyla kullanılır. BTKM’lerin çoğunda kullanılan temel
geometrik ilke, elips şekline ait olanıdır. Şok dalgaları, elipsin merkezinde (F1) oluşturulur ve
pirinç yansıtıcıdan yansımaları sonucu (F2) odak noktasında yakınsarlar (Şekil 5). Hedef bölge,
F2’deki taşın bulunduğu üç boyutlu alandır. Şok dalgaları bu alana odaklanır ve bunun sonucunda
böbrek taşında parçalanma gerçekleşir.
Kullanılan şok dalga üreteci türüne göre odaklama sistemleri farklılaşır. Elektrohidrolik
sistemler, elips ilkesini kullanır. Metal bir elipsoit, elektrot tarafından oluşturulan enerjiyi
yönlendirir. Piezoelektrik sistemlerde yarı-küresel bir kap içinde yerleştirilen seramik kristaller,
oluşturulan enerjiyi odak noktasına doğru yönlendirir. Elektromanyetik sistemlerde ise şok
dalgaları, ya bir akustik lensle veya silindirik bir yansıtıcı ile hedefe odaklanır.
Bağlantı Mekanizması
Dalga, bir ortamda ilerlerken yoğunluğu farklı bir ortamla karşılaştığında enerji aktarımı
gerçekleşir. Bunun gibi, deri yüzeyinden geçerken şok dalgasına ait enerji kaybını, bağlantı
mekanizmasının minimum düzeyde tutması gerekmektedir. Bağlantı mekanizmasında genelde
kullanılan ortam sudur. Çünkü suyun yoğunluğu yumuşak dokunun sahip olduğu yoğunluğa
benzerdir ve bol miktarda hali hazırda bulunmaktadır. Birinci kuşak BTKM’lerde hasta, bir su
küveti içine konuluyordu. İkinci ve üçüncü kuşak BTKM’lerde büyük su küvetleri yerine hasta
derisi ile hava temasını engellemek için üzeri silikon zarla kaplı içi su dolu küçük tamponlar
kullanılmaktadır. Bu yenilik, ilk kuşak makinelerde gerek duyulan anesteziye genellikle ihtiyaç
bırakmaz ve böbrekteki taşın tedavisini kolaylaştırmış olur.
Bu aşamada öğrencilere “Bağlantı mekanizmasında neden su kullanılır?” ve “Şok
dalgasının vücuda iletimi sırasında hava ile temas gerçekleşirse ne olur?” soruları yöneltilir.
Bağlantı mekanizmasındaki gelişim süreci dikkate alınarak fizik ve teknolojik gelişim arasındaki
ilişki irdelenir.
Görüntüleme/Yerini Belirleme Birimi
Görüntüleme sistemleri, taşın yerini belirlemek, şok dalgalarını böbrek taşı üzerine
yönlendirmek, tedavinin gidişatını izlemek ve taş parçalandıkça değişimler yapabilmek için
kullanılır. Böbrek taşının yerini belirlemede kullanılan yöntemlerden biri röntgen çekimi olarak
bilinen floroskopidir. Bu yöntemle bazı taşların görüntülenmesi mümkün olamamaktadır.
Diğer yöntem ultrason yöntemidir. Bu yöntemle yapılan taş kırma işlemi eş zamanlı
olarak görüntülenebilir. Bu görüntüleme yöntemini birçok ikinci kuşak BTKM
kullanabilmektedir. Ultrason yöntemi, bağırsaklardaki havanın araya girmesine bağlı olarak idrar
yolundaki taşların görüntülenmesinde teknik olarak kısıtlı bir yeteneğe sahiptir. Bu yöntemde
özellikle çok küçük taşların yerinin belirlenmesi zor olabilmektedir.
Bu aşamada öğrencilere bağırsaklarda hava olmasının görüntüleme yeteneğini neden
kısıtladığı sorulur. Ayrıca çok küçük taşların yerinin belirlenmesinin neden zor olduğu
konusunda öğrenci fikirleri alınır. Öğrencilerin gruplar halinde tartışması sağlanır. Birinci soru
ortam özeliklerinin şok dalgasının ilerlemesine ve yayılmasına etkisi ile ilişkilendirilir. İkinci
soru ses dalgalarının yansıma özeliği ile ilişkilendirilir.
Taş Nasıl Kırılıyor?
Şok dalgalarının sahip olduğu enerjinin taşa aktarılması sonucunda taş parçalanır.
Tamamen anlaşılamamasına rağmen parçalanmanın bazı yöntemlerin birleşimi neticesinde
olduğu düşünülmektedir. Bu yöntemler arasında sıkıştırma ve germe, erozyon, kesilme
(shearing), pul pul dökülme (spalling) ve oyuklaştırma (cavitation) yer almaktadır. Bunlardan en
önemli olanlarının sıkıştırma ve germe ile oyuklaştırma olduğu düşünülmektedir.
Bir şok dalgası, ortamda (su) ilerlerken yoğunluğu farklı bir ortama gelene kadar çok az
enerji kaybeder. Karşılaşılan ortam daha yoğun
ise yeni ortam üzerinde sıkıştırma etkisi oluşur.
Benzer şekilde eğer yeni ortam, daha az yoğun
ise birinci ortam üzerinde gerginlik etkisi oluşur.
Bir şok dalgası, taşın ön yüzeyine ulaşınca farklı
yoğunlukta bir ortama girmiş olur. Bu durum,
dalgaya ait bir kısım enerjinin taşa aktarılması
yoluyla sıkıştırma etkisi oluşturarak
parçalanmaya neden olur (Şekil 6). Şok dalgası
taşın içinden arka yüzeyine doğru ilerlerken
Şekil 6 büyük yoğunluktan küçük yoğunluğa geçiş(taştan doku ortamına geçiş) şok dalga enerjisinin bir bölümünü yansıtır. Bu durum germe etkisi
oluşturur. Bu etki de taşın parçalanmasına neden olur (Şekil 6).
Oyuklaştırma olayında, bir odak noktasında uygulanan şok dalga enerjisi, su buharı
baloncuklarının oluşmasına neden olur. Bu gaz baloncukları patlayarak sönerler. Patlama sonucu
oluşan mikro-fıskiyeler taşta aşındırma ve kırılmalara neden olur.
Her seans, 45 dakika ile bir saat arasında sürer. Bu süre içerisinde taşın durumuna göre
2000-8000 şok dalgası uygulanır. Her bir şok dalgası yaklaşık 15-20 kV enerjiye sahiptir.
BTKM’lerin Gelişim Süreci
Başlangıçta süpersonik uçakların parçalarını test etmek için tasarlanan Dornier HM3 adlı
araç, 1984 yılında ilk BTKM makinesi olarak sunulmuştur. Üzerinden çok vakit geçmesine
rağmen hala en etkili BTKM’lerden biridir ve diğer makinelerin karşılaştırılabileceği bir standart
olmuştur. HM3 aracının tasarımı, bir elektrohidrolik şok dalga üretecine dayanmaktadır. Şok
dalgaları, içi su dolu elipsoit bir metal küvet yardımıyla odaklanır. Hasta ve şok dalga üreteci su
altında kalacak şekilde küvete yerleştirilir. Hedef bölgesinde parçalanmayı bekleyen böbrek
taşının yerini belirlemek için iki düzlemli floroskopi kullanılır.
İkinci kuşak BTKM makineleri genellikle enerji kaynağı olarak piezoelektrik veya
elektromanyetik üreteçler kullanır. Uygun odaklama aracıyla eşleştiklerinde bu şok dalga
üreteçleri genellikle daha küçük odak bölgesine sahip olurlar. Daha küçük odak bölge
uygulaması, çevredeki dokulara olası zararı minimum düzeye indirmesine rağmen bazı
dezavantajları da içermektedir. Nefes alıp-verme süresince taş, odak bölgesine girip çıkacaktır.
Bundan dolayı taşın parçalanma oranında düşüş olabilmektedir. İkinci kuşak BTKM’lerde
bağlantı mekanizması, silikonla kaplanmış bir su yastığıdır. Bu su yastığı, tedavi sırasında
hastanın pozisyonunu oldukça kolaylaştıracak şekilde tasarlanmıştır.
En yeni kuşak BTKM’ler, daha fazla portatif ve uyum yeteneğine sahip olacak şekilde
tasarlanmıştır. Bu sistemler, görüntüleme işleminde genellikle floroskopi ve ultrason yöntemini
beraber kullanır. Her iki görüntüleme yöntemini de kullanabilme imkânı, üroloji doktorlarına her
yöntemin kendine ait olan eksikliğini ortadan kaldırma adına önemli bir fırsat sunmaktadır.
Günümüzde birçok BTKM, elektromanyetik üreteç kullanmaktadır. Elektromanyetik
üreteçler ve onların odaklama üniteleri, yoğunluğu HM3’ünküne benzer şok dalgaları
üretebilmektedir. Fakat bu şok dalgaları daha küçük bir odak bölgeye yayılabilmektedir.
Yukarıda bahsedildiği gibi bu durum, çevredeki yumuşak dokuya olabilecek zararı minimize
edebilecek bir avantaja sahiptir. Fakat odak bölgesinin daha küçük olmasından dolayı solunum
yapıldıkça, tedavinin bazı bölümlerinde taşın odak bölge dışına çıkması söz konusudur. Bunu
yenmek için daha gelişmiş yer belirleme teknikleri kullanılabilmesine rağmen taşlar hedef bölge
dışında iken uygulanan şok dalgaları parçalanmaya neden olmaz. Bu yüzden bazı ikinci ve
üçüncü kuşak BTKM makineleri daha yüksek başarısızlık oranına sahip olup bazı tedavileri
sonuçlandıramamaktadır. Dolayısıyla bu makinelerin yeniden gözden geçirilip geliştirilmesi
ihtiyacı doğmaktadır.Bu aşamada öğrencilere aşağıdaki problem durumu sunulur.
Problem: Siz ve ekibini, medikal sektörde faaliyet gösteren büyük bir firmanın araştırmageliştirme
bölümünde çalışmaktasınız. Üroloji doktorlarından BTKM makinelerinin yukarıda
sözü edilen eksikliklerini gidermeye yönelik yoğun talepler gelmektedir. Firma yönetimi,
ekibinizden bu eksikliklerin giderildiği yeni bir BTKM model önerisi sunmanızı istemektedir. Bu
durumda çözüm öneriniz ne olur? Bu alanda faaliyet gösteren birçok ulusal ve uluslararası firma
olduğundan bu problemin çözümüyle ilgili büyük bir rekabet içinde olduğunuz ve
çalışmalarınızda buna göre hareket etmeniz firma yönetimi tarafından vurgulanmaktadır. Çözüm
öneriniz aşağıdaki ölçüt listesine göre değerlendirilecektir.
ÖLÇÜT LİSTESİ
Ölçütler Puan
Ses dalgası fiziğine dayalı olması zorunlu
İlgili problemlerle bire bir ilişkili olması zorunlu
Ekonomik olması 10
Uygulanabilir (pratiğe dökülebilir) olması 10
Kullanılan fizik ilke ve kavram sayısı her biri 10 puan
Fizik ilke ve kavramlarının doğru kullanılması 30
Çözüm önerisinin şekil, resim, grafik vb. görsellerle desteklenmesi 10
Çözüm önerisinin anlaşılır bir şekilde sunulması 10
Çözüm önerisinin olası eksiklik ve sınırlılıklarını belirtme 10
Öğrenciler 9. sınıf fizik öğretim programında ayrıntısıyla verilen Probleme Dayalı
Öğretim Yöntemi’nin basamaklarını uygulayarak probleme çözüm önerisi sunmak için gruplar
halinde çalışırlar. Her grup bir firmayı temsil eder. Her grubun farklı ülkeden bir firmayı temsil
etmesi problem durumunu daha gerçekçi yansıtabilir. Süreç sonunda bilim ve teknolojide ilkleri
gerçekleştiren ülkelerin ne tür kazanımları olduğu/olacağı ve bu bağlamda ülkemiz adına
bireyler olarak bizlerin neler yapabileceği tartışılır.
Yukarıdaki problem durumunun sunumundan sonra, etkinlik girişinde Murat’ın babasının
böbrek rahatsızlığıyla ilgili verilen senaryoya aşağıdaki gibi devam edilir.
Problem 2:“Murat’ın babasının tedavi süresince tek şikâyeti kulaklarından oldu. Çünkü
makine çalışırken yaklaşık olarak saniyede iki kez “tık” şeklinde oldukça şiddetli ses çıkarıyordu.
Her seans 45 dakika civarında sürdüğünden kulakları bu sesten çok rahatsız olmuştu. Babasının
yanında bekleyen Murat’ın da kulakları benzer şekilde rahatsız olmuştu. Hatta Murat, ara sıra
koridora çıkıp kulaklarını dinlendiriyordu.”
Öğrenciler senaryonun bu bölümünde makineden çıkan şiddetli sesin kulakları rahatsız
etmesi problemi ile yüzleştirilir. Öncelikle makineden bu tür şiddetli sesin nasıl çıktığı, sesin nasıl
oluştuğu sorgulaması öğrenciler tarafından yapılır. Daha sonra öğrenciler gruplara ayrılarak
makineden çıkan şiddetli ses nedeniyle hastaların kulaklarında oluşan rahatsızlığı gidermeye
yönelik bir çözüm önerisi bulmaya çalışır. Gruplar, Probleme Dayalı Öğretim Yöntemi’nin
basamaklarını uygulayarak çalışmalarını sürdürür. Çözüm önerileri yukarıdaki ölçüt listesine
göre değerlendirilir. Çözüm önerisi konusunda fikir geliştiremeyen gruplara öğretmen aşağıdaki
önerileri sunarak yardımcı olabilir: Hastaya müzik dinletmek, yüksek sesi önleyici kulaklıklar
takmak, makinenin bulunduğu odayı ses enerjisini soğuracak şekilde tasarlamak, vb.